Paris Gezilecek Yerler: Sizin için gezdim gördüm

Paris Gezilecek Yerler: Sizin için gezdim gördüm

Paris’e de gitmedi mi bu kız mı dedi biri? Böyle bir şey olabilir mi! Nereleri nereleri gezdi bu kız, Roma‘sı mı kaldı Londra‘sı mı sorarım! Neyse, Paris Gezilecek Yerler yazımı benim hakkımda desteksiz sallayan vay bu kız gezmiyor diyen kişilere ithaf ediyorum (nasıl kompleks nasıl herkes beni konuşuyorculuk).

Paris Gezilecek Yerler: Ufak bir turist listesi

Eyfel Kulesi

Paris Gezilecek Yerler listesinde önceliğimiz tabi ki 18.038 adet demir parçayı bünyesinde taşıyan (acaba saymaya çalışan var mıdır), her aşığı önünde öpüşme hayaliyle tutuşturan, gece ayrı gündüz ayrı güzel gözüken Eyfel Kulesi. Asansörle çıkılabiliyor üstüne, eminim oradan da görüntü güzeldir fakat ben ağzımın payını bizim Kız Kulesi’ne giderek ve hayal kırıklığına uğrayarak aldım, buna çıkmaya teşebbüs etmedim bile. Fransız Devrimi kutlamaları için yapılması fakat her bir katının ayrı ayrı parayla görülebiliyor olması sizce de çelişki değil mi? Turizm sektörü amaç, hayal dinlemiyor dostlar, basıyor giriş parasını. Bu arada ücretler de şu şekilde 2018);

Asansör ile 2. kata çıkmak: 16 Euro

Yok merdiven kullanırım diyorsanız 2. kat: 10 Euro

İster asansör kullanırım ister merdiven diyenler için 2. kat: 19 Euro

En üste çıkmanın maaliyeti ise (asansörle tabi ki): 25 Euro

Versay Sarayı

Gelelim ikinci güzelliğe, Versay Sarayı. Burası gerçekten gezilmeli, eşe dosta anlatılmalı. Fransızların zenginliğini göze göze soktukları, “böyle ihtişam olur mu biraz edep yahu” dedirten yapı. Allahım Wikipedia’da okuduğum yeri aynen almak istiyorum izninizle “Sarayın ilginç bir özelliği olarak yapımında tuvalet veya banyo düşünülmemiştir. Bunun sebebi o zamanki asillik anlayışında, asillerin istediği yerde ihtiyaçlarını giderebileceğidir. Bu sebeple Avrupa’da yaygın olarak Versailles sarayının kokusunun “Avrupa’daki tüm saraylardan eşsiz” (Memoirs: Duc de Saint-Simon) olduğu söylenirdi. 1768 yılına kadar da sarayda işleyen tuvalet yoktu. 1789 yılında Fransız Devrimi’nden sonra bütün sarayda sadece 9 tane tuvalet vardı ve bunlar sadece kral ve yakın aile üyelerine aitti. Sarayın geri kalan çalışanları lazımlık kullanırdı ve bu kokular daire ve genel atmosfer ile çalışanların giysilerini tamamen sarardı. Yasaklanmış olmasına rağmen lazımlıklar genellikle çalışanlar tarafından oda pencerelerinden dışarı boşaltılırdı.”. Gerçekten tam bir Vay Dünya’lık hikaye!

 

Versay Sarayı‘nın içi ayrı bahçeleri ayrı güzellikte. Burası ancak bir bütün gün verilerek dolaşılabilir, şimdiden söylüyorum. Yanınıza yemeğinizi, içeceğinizi ve piknik için yere serecek örtünüzü alın, sarayı dolaşıp kendinizi bahçesine yayın. Dinlene dinlene gezilesi bir yer olmuş, aferin size! Bu arada giriş ücreti: Saray 15 Euro, Tüm girişleri kapsayan 1 günlük bilet (Palace Ticket) 18 Euro, şuradan alabilirsiniz.

 

Ressamlar Tepesi, Place du Tertre

Efendim Fransızlar elit insanlar, tepeyi manzarayı bulmuşlar, hop orayı resim yapmak için ayırmışlar. Bizde olsa avmdir çay bahçesidir ama Fransızlar öyle mi! Burasının benim için çok tatlı bir anısı var, biraz da özel hayat, erkek arkadaşım ilk kez Paris’e gittiğinde benim bir resmimi burada bir ressama çizdirmiş ve hediye olarak bana onu getirmişti. Hayatımda aldığım en tatlı en anlamlı hediyedir hala. Her ne kadar resim, manzara desek de tabi yemek yenecek, bir şeyler içilecek bir sürü mekanı da barındırıyor burası. Bizim gittiğimiz mekanı da ekleyeceğim adını hatırlayınca.

 

Diğer Gezdiğim Yerlerden :  Şanzelize Caddesi & Zafer Takı

Şanzelize diyince aklınıza ilk önce Gaziosmanpaşa’daki kafemiz geliyorsa tebrikler Türksünüz (Her seferinde o tanıtım videoları gözümün önüne geliyor, hoş mu). Gece gündüz hayat dolu olan, bizdeki Bağdat Caddesi’nin benzeri upuzun bir cadde kendisi. Bir sürü tatlıyı deneyebileceğiniz bu cadde alışveriş için de ideal, mağazaların neredeyse hepsi var. Zafer takına ulaştığınızda Napolyon’un hissettiği hazzı hissedebiliyor insan. Aslında her bir yerinden bir film karesini görmek mümkün. Yalnız küçük bir uyarı, araba kullanmayı çok iyi bilmiyorsanız ne ışık var ne bir şey, tam bir keşmekeşin içinde bulabilirsiniz kendinizi, söylemiş olayım.

Zamanımın kısıtlı oluşundan dolayı Louvre Müzesi‘nin önünde bir fotograf ile yetinmek zorunda kaldım. Notre Dame Katedrali de kaldı aklımda. Lüksemburg Bahçeleri de olmazsa olmazdı ama olamadı maalesef. Bunlara hep gidilecek!

Şehir çok güzel, gezilecek tonla yeri var fakat İstanbul’dan farksız gibi geldi bana. Soğuk ve dağınık geldi. Ben genelde yürüyerek gezilen şehirleri seviyorum sanırım. Bana gezmek olsun diyenleri en az 5 gün tatmin edeceği kesin bir yer Paris.

Paris’de geçen filmler (Favorilerimi söyledim sadece ama o kadar çok ki!);

Amelie (2001): Ah Amelie ah! İnsan bu kadar yaşamı sevemez yahu dedirtiyor insana. Ben izninizle onun sevincini kendime de benzetiyorum. İnsanların hayatlarını kolaylaştırırken izleyen herkese de yol gösteren, mutlu eden, kendisiyle sevinmenizi sağlayan, fark ettirmeden gülümseten güzel kız! Bir film anca bu kadar sevilir, ama bu kadar anlatılamaz, izleyin efendim.

Before Sunset (2004): Mutluluk ve umut veren kalpte tat bırakan filmlerden. Bunun bir de Before Sunrise (1995)’ı var ki arka arkaya izlendi mi gözler güler canlar. 9 yıl sonra tekrar bir araya gelen çiftimizin gözünden Paris daha da güzel gözükür.

Paris Gezilecek Yerler yazımı bitiremiyorum, o kadar çok yer var ki! Yazdığımın iki katı gördüğüm gezdiğim yer var öyle düşünün, büyük şehirsin sevgili Paris!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir