Brighton ve Londra’da Gezilecek yerler

Brighton ve Londra’da Gezilecek yerler

“İngiltere soğuk memleket” diyenlere inanmayıp bu büyük krallığı havasıyla yargılamadan gidip görme isteğiyle başladı yolculuğum. Kuzenimin ailesinin yanına gidiyor oluşum da gözümde daha değerli yaptı bu görkemli ülkeyi. Bununla birlikte Bridget Jones’un Günlüğü filmlerini tekrar tekrar izleyen biri olarak, İngiltere’de geçirdiğim bir hafta film gibi geçti diyebilirim. Evet şimdiden fikrimi söylemiş oldum ama Londra’da gezilecek yerler o kadar çok ki sabrınız ve zamanınız varsa başlıyorum!

Öncelikle vizeyle ilgili sorularınız var ise İngiltere – Vize ve Uçak Bileti sayfamı ziyaret edebilirsiniz.
Alışverişe de ayrı ki sayfa ayırdım, bir sayfaya sığdıramadım İngiltere’yi. Onu da İngiltere – Alışveriş Maratonu ve İkinci El Alışveriş Cenneti : Londra sayfalarından görüntüleyebilirsiniz.
İngiltere seyahatimi Sygic Travel adında bir app ile planladım, büyük kolaylık sağladığına inanıyorum. Şuradan da yaptığım 1 haftalık tatil için eklediğim yerleri görebilirsiniz, umarım beğenirsiniz.

İngiltere’nin yazlığı: Brighton

Londra Gatwick Havaalanına indi uçağım. Ulaşımı diğer havaalanına göre daha kolay, hemen dibinde treni var ve Brighton a geçebiliyorsunuz. Elimde bavullar, kuzenimin ve dünya güzeli kızının beni karşılamasıyla birlikte Brighton’a doğru yola koyulduk. Mayısta gitmeme rağmen mis gibi havasıyla karşıladı beni Brighton. Tam bir yazlık mekan, sahili çok güzel, göz alabildiğine uzanıyor. Tabi Mayıs’ta İngiltere gibi bir memlekette denize girmeyi hayal etmedim fakat kumsalda oturmak, denizi izlemek, İstanbul’un karmaşıklığından ve iş yaşamından sonra yapılabilecek ilk hareket olabilir gerçekten. Sahilde sizi karşılayan şeylerden biri de “Brighton Pier”. Lunapark kısmı çok büyük sayılmaz fakat gezmek bir o kadar keyifli. İçerideki makinalarda oyun oynayabilir, sterlinlerinizi tüketmeye başlayabilirsiniz. “Benim kumarla işim olmaz” diyenlerden de olsanız şöyle bir göz atmakta fayda var, ayrıca pier ‘den kumsal da çok güzel gözükmekte. Brighton, içinde bir sürü butiği barındıran, alışveriş canavarları için güzel vakit geçirebilecekleri en az 3-4 saat vaad eden bir yer. Bu butiklerden biri de Fashion Temple. Sahipleri sohbeti tatlı, size geziniz için birçok öneri verebilecek, tanıştığınıza memnun olacağınızı düşündüğüm topraklarımızdan insanlar. Ayrıca sattıkları elbiseler ve çantalar da Brighton’da tarz olmanızı sağlayacak türden. Alacağınız elbiseyi de üstünüze geçirip gezmeye devam! Brighton’da geze geze günü akşam ettikten sonra trene atlayıp Londra’ya geçiyoruz. Express trenlerle Brighton-Londra arası yarım saat sürüyor (kişibaşı 10 pound civarı bir para verdik diye hatırlıyorum). Londra’ya geçtiğimizde metro kullanmamız gerekiyor eve gitmek için. Metroyu kullanmadan önce, trene o kadar parayı bayıldıktan sonra, akbil benzeri yapıyı bağrıma basıyorum ve gezinin kahramanı : Oyster. Otobüslerde, metrolarda geçen bu kartı edinip 1 haftalık kullanıma da abone oluyorum (bildiğin aylık akbilin haftalığı). Ücreti 32 sterlin (İngiltereye hoşgeldiniz). Brighton ve kısacık Londra turumun ilk günü sona eriyor böylece.

Londra’da Gezilecek Yerler başlıyor : Britanya (1753) & Doğa Tarihi Müzesi (1884)

İngiltere’de geçirdiğim tek kasvetli günüm müzelere ayırdığım gün oldu, bu da benim şansım demek istiyorum. Britanya Müzesi‘nden başlarsak, eserleri ayrıntılı incelemek istiyorum diyorsanız tek bir güne iki müzeyi sığdırmanız pek imkanlı değil. 11 gibi geldiğim Britanya Müzesi’nden 2 gibi ayrılabildim. Müzelerin çoğu zaman sıkıcı olduğunu düşünen insanlar bile “ama Britanya Müzesi hariç” diyebilir, iddialıyım! Girişte olan haritalardan bir tane edinip başlıyorum ilk kattan gezinmeye (tabiki gezinmeye başlamadan toprağımdan çalınanların hırsıyla yuvarlak içine alıyorum bizim katı, orası ayrıca özenle gezilecek sevgili İngiltere!). Mumyaları her zaman etkileyici ve esrarengiz bulmuşumdur, o sebeple favorilerimden biri Mısır’ın anlattığı bölümdü.
Photo 18.05.2016 12 24 41.jpg
Mumyalardan biri CAT scan ile
Photo 18.05.2016 12 37 05.jpg
Araştırmacıların kısa söyleşilerine de katılabilirsiniz

 

Beğendiğim bir diğer bölüm de saatlerin geçmişten günümüze değişimini gösterdikleri kat idi.Kozmetik malzemelerinin de nasıl daha kullanıcı dostu hale getirildiği de ayrıca özel ilgi gösterdiğim bölümlerden oldu :). Bu arada yüzyıllar boyunca sırrını koruyan Rosetta Stone, burada görülebilir, hediyelik eşyalara da göz gezdirilebilir.
Photo 18.05.2016 13 41 48.jpg
Rosetta Stone neydi? Rosetta Stone turistik bir malzeme idi
Britanya Müzesi’ni “artık zamanım kalmadı” diyip gözü arkada şekilde terk ettikten sonra Doğa Tarihi Müzesi’ne doğru yol aldım. Nesli tükenmişlerden tut halihazırda iç içe yaşadığımız hayvanlara kadar neredeyse bütün türleri görebiliyorsunuz (anlatıcı burada abartıyor). Aralara da sevimlilikler eklemişler: Senin kilon hangi hayvandan daha fazla, boyun hangi hayvandan uzun gibi. “Eğlenirken öğrenme” mantığını dibine kadar benimsedikleri bir müzeyle karşı karşıya kalıyor insan. Burada da en az 2 saatimi geçirdikten sonra alışveriş ve yemek derken yağmurlu Londra günümü de bitirmiş oluyorum.
Londra'da gezilecek yerler
Biraz daha var sanırım 🙂

Yemelere Doyamadığım: Ben’s Cookies && Said London

Başlık doyuranınındır! Ben’s Cookies küçücük, oturacak yeri bile bulunmayan ama kurabiye kokusu şimdi bile burnuma gelen dünya tatlısı bir yer. Keşfettikten sonra iki gün boyunca dondurma yedim, doyamadım. Geçerken fark edersiniz ve yürümeye devam ederseniz diye söylüyorum, devam etmeyin. Londra’da gezilecek yerler listesine neden ekledik diye düşünmeyin, durun bir dondurmasından tadın, pişman olmayacaksınız.

Said London ise “melt chocolate” ile gidilip tadılası bir yer. İşletmecisi tatlı bıyıklara ve giyim tarzına sahip, “ne kadar da renkli bir hayatı vardır” diye iç geçirdiğim insanlardan, ayrıca konuşmayı da seviyor.

Yeşilin Güzel Hali : Hyde Park

Bugünün başlığı aslında Buckingham Sarayı (1850) olmalıydı diye düşünüyordum gitmeden fakat Hyde Park bunu daha fazla hak ediyor. Saraya her turist gibi büyük bir merakla gitmiştim ve giderken geçtiğim Hyde Park’a gereken önemi vermemiştim (taşsever turist). Gittiğimde insan içine girmek, efendime söyleyeyim bir bahçesinde gezinmek istiyor ama nerde. Sarayın demirlerinden içine bakmakla yetiniyoruz. Önünde birkaç poz aldıktan sonra anlamsız, fazla heybetli hatta soğuk bir bina olarak ardımızda bırakarak Londra’da gezilecek yerler diyince ilk akla gelenlerden Hyde Park’a giriyoruz.
Londra'da gezilecek yerler
Yeşile doyduğum yer
Hyde Park, bütün müteahhitlerimizin iştahını kabartacak kadar büyük bir yeşillikle kucaklıyor herkesi. Piknik yapmak için hazırlıklı olun! Hazırlıklı değilseniz de belli bir ücret karşılığında şezlonglarda oturabilir ya da boşver şezlongu diyip üste başa aldırmadan çimlere serilebilirsiniz. Bu kadar büyük ve metropol bir şehirde böylesine alabildiğine yeşil bir parkın bulunması ve korunması da takdire şayan (evet, İngiltere’yi çok sevdim).

İlla ki Gidilir : Sky Garden & Big Ben & London Eye

SkyGarden, Londrayı tepeden görebileceğiniz, içinde birçok bitki türünü barındıran, kafesindeki fiyatların İngiltere standartlarında olduğu bir gökdelen. Buraya girebilmek için şu adresten rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Güzel bir gezi oldu bizim için, fotoğraf çekip birşeyler içmek için ideal.
Londra'da gezilecek yerler
Betondan mısın mübarek?
Big Ben, çoğumuzun elbet bir yerde fotoğrafıyla karşılaştığı ve Londra’da gezilecek yerler diyince akla ilk gelenlerden olan ünlü saat kulesi.  Westminster Sarayı’nın içinde yer alan bu kulenin de içi Buckingham Sarayı’nda olduğu gibi gezilemiyor maalesef (şaşırmadım). Dolayısıyla yalnızca önünde bir fotoğraf alıp, etrafını tavaf edip başka yerlere yöneldik.
Londra'da gezilecek yerler
Londra’da gezilecek yerler : Heybetli Big Ben
London Eye, Avrupa’daki en yüksek dönme dolap olma ünvanını taşıyor. Londra’yı üstten görmeyi tecrübe edebilmek için vermeniz gereken miktar 28 sterlin civarı, şuradan satın alabilirsiniz. Bu ücreti vermedim, binmediğim için pişman da değilim. İngilizlerin bir tek müzeleri bedava yapmaları, diğer tarihi yerlere giremiyor olmanız beni rahatsız etti açıkçası. Kendimce bu şekilde protesto ettim ve dönme dolabı “Elif niye böyle yaptı acaba?  Şimdi biz ne yapacağız?” sorularıyla başbaşa bıraktım.
Kısaca İngiltere gezisinde tüm sokakların, film seti gibi binaların keyfine varın derim. Londra’da gezilecek yerler için küçücük de bir not, hem kendime hem okuyanlara;
Tekrar tekrar gidilir : Brick Lane, Britanya Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Picadilly Meydanı, Ben’s Cookies, Hyde Park, Said London
Bir kez görmek yeter : Buckingham Sarayı, Big Ben, Sky Garden, London Eye
Gitmeden izlenecek filmler;
Bridget Jones’ Diary (6.7) : Kitap olarak karşımıza çıkan, sonrasında filmi yapılmış, her sene sıkılmadan izlediğim serinin ilk filmi. Evlenme ve kilosu konusunda mahalle baskısını iliklerine kadar hisseden, sakarlıklarıyla izlerken sizin de utanmanıza neden olabilecek kadar samimi sizin benim gibi biri olan Bridget’in maceraları. Londra’da gezilecek yerler listesini sadece bu filme bakarak bile yapabilirsiniz.
The King’s Speech (8.0) : Kekemeliğinin üstesinden gelmek için bir doktor ile çalışmaya başlayan kral ve onların arkadaşlığını izlerken bir yandan ikinci dünya savaşının başlangıcına da tanıklık ediyorsunuz. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan akıp giden bir film.
Love Actually (7.7) : Londra’nın Chrismas dönemini görmemizi sağlayan, birden fazla hikayenin anlatıldığı, ingiliz aksanının tabiri caizse aktığı, insanı mutlu eden, kuşları, ağaçları düşündüren, sebepsizce güldüren tatlı bir film.
Tekrar gitmek için sabırsızlanıyorum.

10 thoughts on “Brighton ve Londra’da Gezilecek yerler

  1. Cok keyifli bir yazı olmuş. Londra’ya yolumuz düşerse nerelere gidelim, neler yiyelim derdine son. Ellerine sağlık 🙂

  2. İngiltere yi sevdigine biz çok sevindik, her zaman bekleriz, biz çok mutlu olduk ve seninle bu güzel İngiltere turundan çok keyif aldik

  3. Skygarden sayfasına randevu almak için gittiğimde ileri tarihe alamıyor muyum ? Birde tarihin üzerine tıkladığınızda kayıt etmesi lazım ama olmadı yada ben beceremedim. Yada ilk önce üye mi olmak lazım

    1. Selamlar, yorum yazdığınız için teşekkürler! Geç cevabım için kusura bakmayın. Şu link üzerinden 1 haftalık olabilecek şekilde rezervasyon yaptırabiliyorsunuz -> https://skygarden.london/booking. Şu sıralar yer yok, bu durumda “NO SLOTS ON SUNDAY 22ND APRIL 2018” gibi bir bilgi gösteriyor. Yer olması durumunda üye olmaksızın rezervasyon yaptırabiliyorsunuz. Güzel geziler 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir