Haksızlık Edilen Şehir: Ankara’da ne yapılır?

Haksızlık Edilen Şehir: Ankara’da ne yapılır?

Merhaba rüyalarında artık maske takmayan insan gördüğünde bile darlanan canlar! İnsan olmanın, yaşamanın ne kadar zor olduğunu hiç bu kadar hissetmemiştim herhalde. Bu ara zaten kafamda en çok dönen konulardan biri bu, hem yaşamaya nasıl bir anlam yükleyeceğimi düşünmek hem de yaşadığım anı “gerçekten yaşayabiliyor muyum” diye kendimi kontrol etmek. Vallahi bir kendimi salamadım! Derdi tasayı başka bir yazıya bırakıp yeni bir projeyle birlikte sıklıkla gider olduğum, memur kenti diyip haksızlık edilen Ankara’yı anlatmak istiyorum sizlere. “Bu Ankara’nın neresi farklı?” diyen çıkmayacak mı, elbet çıkacak. Bu Ankara’nın farklı olduğu şey, benim eskiden oluşturduğum “Ankara imajı”. Hazırsanız, Ankara’da ne yapılır, ben ne yaptım, niye gittim, yine gider miyim, olayı nedir anlatıyorum.

Ankara’da Nerede Kalınır?

Ankara, hangi amaçla gittiğinize göre farklı farklı bölgelere bölünmüş, sağınızın solunuzun bürokrasi olduğu, havasının “gri olduğu iddiasının da” buradan geldiği bir şehir. Duygusal gireceğim biraz ama Atam’ın olduğu şehri nasıl sevmez bir insan? Sevdik efendim, bu şehri de kalbimiz sızlayarak sevdik.

Size başlamadan Ankara’nın her daim çıkılan 3 yerinden bahsedeyim;

1- Tunalı Hilmi Caddesi: Kuğulu Park’dan başlayıp (bu parka sonra geleceğim) artık sonu olmayan bir cadde diye düşünün. Yemek yerleri, alışveriş mekanları, içinden saksafon sesi gelen güzel kafeleri (siz Ankara’yı boş mu sandınız pardon?) ne ararsanız bu caddede var.

2- Tunus Caddesi: Tam bir “piyasa mekanı”. Meyhane mi ararsınız (Afitap Meyhane), yok ben bir bira içeyim mi dersiniz (6:45 Kaybedenler Kulübü), hepsi burada, kendinize uygunu bulmanız bir turlamanıza bakar.

3- Azerbaycan Caddesi: Ankara’da da favori yer yaptım çok şükür, o da Bahçelievler. Azerbaycan Caddesi, Bahçelievler semtinin en cafcaflı caddesi, üsttekilerin toplamını hatta bence fazlasını bu güzel “sıcak mahalle” temalı caddede bulabilirsiniz.

Şimdi de konaklamaya geçelim. 3 gelişimde 3 farklı yerde konaklama fırsatı buldum, size biraz onlardan bahsedeyim;

Bilkent Otel ve Konferans Merkezi: Çankaya’da bulunan bu otel, geniş odalarıyla, zengin kahvaltısıyla konaklaması keyifli bir yer. İki kişi için gecelik fiyatı 680 TL (Burada şirketim sağolsun para ödemediğim için emin değilim ama sezon olmadığı sürece kesin pazarlık yapılır). Yeri şehir merkezine sürekli arabayla gitmenizi gerektirecek bir yer, o sebeple yürüyeyim ya da ben içki içeceğim diyorsanız sizi diğer alternatiflerime doğru alayım.

Divan Ankara (Tunalı): Tunalı Hilmi’nin başlangıcına konumlanan Divan, küçücük odasıyla tam bir “iş için geldim, bir gece kalıp gideceğim” oteli. Şimdi baktım, 2 kişi için 1.100 TL gösteriyor, hiç gereği yok canlar, bu seçenek ibretlik dursun.

Otel Inn 65 Budget: Azerbaycan Caddesi’nde olan bu otel, öğrencilere hitap ediyor gibi görünse de şunların karşılığını veriyor: Atam’a yakın, ucuz, yatacak yatağı, sıcak suyu var. 2 kişi için 306 TL gibi bir fiyata sahip (telefonda pazarlığa açıklar). Temizlik ve kahvaltı aramıyorsanız, konumu çok iyi ve ucuz demiş miydim? En sevdiğim <3

Ankara’da ne yapılır?

Ankara, sağı solu bakanlık olan bir yer. Her an karşınıza takım elbiseli abiler, döpiyesli ablalar çıkabilir, küçük süprizlere hazır olun. Bir de araba kullanmanın çok sıkıntılı olduğu bir yer Ankara (kötüleri ilk söyleyeyim iyilere gireceğim), Melih Gökçek resmen tüm şehri lunaparka döndürmüş, alt geçitler üst geçitler saçma çıkışlar, bir anda neden bittiği belli olmayan şeritler, tam bir korku tüneli. Ben yine olabildiğince yürüyerek gezdim şehri, gerek olan yerlerde de şahsına münhasır taksici abilerimizle gerek ülkeyi kurtardık gerekse yeni nesli taşladık. Gezdiğim yerleri de belirli kategoriler altında toplayayım hemen;

Bir yeşil göreyim derseniz;

Heh listelerde o gördüğünüz “aman Kuğulu Park‘ı görün”, “Ay Allah aşkına Kuğulu Park’da bir turlayın” diyenler var ya, onlara buradan selam olsun. Resmen dönerken kendi arkamı gördüğüm, küçücük bir park Kuğulu Park dedikleri. Biz burada ona ancak “Meydan” diyebiliriz o da belki, yani demem o ki canlar Kuğulu Park’ı görmek için Ankara’ya gideceğinize gelin Beylikdüzü’ne ben size park göstereyim. Neyse. “Gerçek Ankaralılar” burada yazımı okumayı bıraktıysa biraz da güzelliklerinden bahsedeyim, park içindeki kuğuların beyaz olanları Viyana Belediyesi tarafından, siyah olanları ise Çin Hükümeti tarafından Pekin’den armağan edilmiş. Beyaz olan kuğuların şöyle de bir hikayesi vardır: Bir kısmını yerinden yurdundan edip Ankara’nın bir başka parkı olan Seğmenler Parkı’na nakledilmesi sonrası kuğular burada yapamıyor, Kuğulu Park’a dönmeye çalışırken ölüyorlar. Konumu sebebiyle tam bir “Taksim’deki Burger King önü” buluşma mekanı olduğundan herkesin aklında kalan, yaşayanların anılarına ev sahipliği yapmış bir yer olduğu belli.

Ankara’daki yeşil alanlardan ikincisi ise Seğmenler Parkı. İçinde çimlere yayılıp oturabileceğiniz, biraz yokuşlu da olsa yürüyüş yapabileceğiniz, güzel bir nefes alma alanı diyebilirim. Ankara’yı gezerken denk gelemeyeceğiniz bir yerde aslında ama gezmeye bir ara verilip gidilebilir.

Biraz tarih istiyorum derseniz;

Ankara’da ne yapılır diye düşündüğümde akla ilk gelen yer: Anıtkabir ziyareti. Atam tabi ki hepimizi bekliyor. Başka bir enerjisi var Anıtkabir‘in, huzurunda olduğunuz insanın ağırlığını taşıyor, varlığına bu kadar uygun bir yapının yapılmış olması da içimi rahatlatıyor. Daha önce detaylı anlatmıştım (şuradan bakabilirsiniz) ama çok kısaca içinde Atatürk’ün mozalesi bulunan, hem hayatını, katıldığı savaşları görebileceğiniz hem de kişiliği, giyim tarzı, günlük yaşamında kullandığı eşyalar gibi bilgileri bulabileceğiniz müzesi olan bir anıt. Birey olarak ayrı kadın olarak ayrı ne kadar teşekkür etsem az geliyor, Ankara’ya gidip geziye başlamadan önce gidilmesi gereken yerlerden.

29 Ekim günü gitme şansı bulduğum bir başka yerden bahsedeyim, Kurtuluş Savaşı Müzesi (1. TBMM Binası). 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak görev yapan bu binada ilk toplantıya tam 115 temsilci katılmış. O kadar şık, “yeterli büyüklükte”, şatafattan uzak bir bina ki evet diyorsunuz, işleri yalnızca temsil etmek olan insanların bir arada oldukları yer burası. İlk meclis başkanı Sinop Mebusu Şerif Bey’in yaptığı açılış konuşmasını okuyunca hem ülkenin durumunu hem de üzerlerindeki sorumluluğu ne kadar net bir şekilde sahiplenip aksiyon aldıklarını her kelimesinde hissedebiliyorsunuz;

“Saygıdeğer hazır bulunanlar;

Hilafet ve hükümet merkezinin geçici kaydıyla yabancı kuvvetler tarafından işgal edildiği, bağımsızlığın her bakımdan kısıtlandığı bilinmektedir. Bu vaziyette baş eğmek, milletimizin kendisine teklif edilen yabancı esaretini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak kararlılığında olan ezelden beri hür ve bağımsız yaşayan milletimiz bu esaretini kesin ve kararlı bir biçimde reddetmiş ve derhal vekillerini toplamaya başlayarak yüce Meclisini vücuda getirmiştir. Bu yüce Meclisin reisi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlığı dahilinde, geleceğini bizzat düzenleyerek ve bütün dünyaya ilan ederek Millet Meclisini açıyorum.”

Ankara'da ne yapılır - Kurtuluş Savaşı Müzesi
Ankara’da ne yapılır sorusunun en güzel cevaplarından: Kurtuluş Savaşı Müzesi Ziyareti (1. TBMM Binası)

Detaylarını ekleyeceğim bir diğer yer de Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesi.

Açım ben aç, biraz yiyip içelim diyorsanız;

Bu konuda kendimi geliştirdikçe yazacağım ama birkaç yeri şimdiden vereyim;

İlk aspava yiyişimde şok olmuştum, Allah aşkına aspava, aspava dediğiniz bu mu diye. ASPAVA (Allah sağlık, para, afiyet versin, amin), bildiğiniz soslu döner dürüm. Bunun bir de çeşidi var; SSK (Soslu Soğanlı Kaşarlı). Aspavada denk gelip çok güzel dediğim bir yer olmadı, Ankara’nın her yerinde var ama en ünlüsü Özçelik Aspava. Yanında gelen salatası ve yine soslu patatesi, “e yalnızca dürüm bu” düsturundan farklı kılıyor aspavayı ama yine de yediğiniz bu, bilin istedim.

İkinci söyleyeceğim yer: Kıtır. Tam bir pub olan Kıtır midyenizi, kokoreçinizi yiyebileceğiniz takılması çok keyifli bir yer. Tunalı Hilmi’de Kuğulu Park’ın yakınında olan bu güzel pub, tam bir diğer mekana giderken ya da bir maç izlemeden evvel birşeyler atıştırayım denilecek yerlerden.

Ankara’da ne yapılır, ne edilir yazmayı bitiremedim, zaman buldukça güncelleyeceğim ama gidilir mi sorusunun cevabı, evet gidilir ve en az 2 gün dolu dolu gezilir. “Fark etmemişsin ama çok da sevmemişsin sanki” diyenler vardır aranızda çünkü hepimiz Londra güzellemelerimi okuduk ama sevmek illa hayranlıkla olmuyor canlar, ayakları yere basarak sevdim ben Ankara’yı. İlk önce Barış Bıçakçı’dan dinlediğim Ankara benim için “yaşamak için seçebileceğim şehirlerden” biri.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir